Yüksek Riskli HPV Tipleri (16, 18, 31, 45, 52, 56, 59, 66, 68): Klinik Önemi, Tanı ve Takip Yaklaşımı
İnsan Papilloma Virüsü (HPV), genital sistem enfeksiyonlarının en sık nedenlerinden biridir ve günümüzde kadın sağlığı açısından en önemli viral etkenler arasında yer almaktadır. HPV’nin 200’den fazla tipi tanımlanmış olup, bu tipler düşük riskli ve yüksek riskli olarak sınıflandırılmaktadır. Özellikle HPV 16, 18, 31, 45, 52, 56, 59, 66 ve 68 tipleri, rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) ve kanser öncüsü lezyonlar ile güçlü şekilde ilişkilidir.
Serviks kanseri, etkin tarama ve aşılama programları sayesinde önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, dünya genelinde kadınlarda önemli bir mortalite ve morbidite nedeni olmaya devam etmektedir. Bu nedenle yüksek riskli HPV tiplerinin doğru tanımlanması, izlenmesi ve yönetimi klinik açıdan büyük önem taşır.
HPV Enfeksiyonunun Patogenezi
HPV enfeksiyonu çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaşır ve enfeksiyonların büyük bir kısmı asemptomatiktir. Bağışıklık sistemi, HPV enfeksiyonlarının yaklaşık %80–90’ını 1–2 yıl içerisinde spontan olarak temizleyebilir. Ancak bazı olgularda enfeksiyon persistan hale gelir. Persistan yüksek riskli HPV enfeksiyonu, servikal epitel hücrelerinde genetik ve epigenetik değişikliklere yol açarak servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) ve invaziv kansere giden süreci başlatır.
Yüksek riskli HPV tipleri, E6 ve E7 onkoproteinleri aracılığıyla hücresel tümör baskılayıcı proteinler olan p53 ve Rb üzerinde inhibisyon oluşturur. Bu durum hücre döngüsünün kontrolsüz ilerlemesine ve malign transformasyona zemin hazırlar.
HPV 16 ve HPV 18’in Klinik Önemi
HPV 16, serviks kanseri ile en güçlü ilişkiye sahip HPV tipidir ve vakaların yaklaşık %50–60’ından sorumludur. Yüksek dereceli CIN lezyonları ve skuamöz hücreli karsinom ile yakından ilişkilidir. Aynı zamanda anal, orofaringeal ve genital bölge kanserlerinde de önemli bir etkendir.
HPV 18, servikal adenokarsinomlar ile daha sık ilişkilidir ve serviks kanseri vakalarının yaklaşık %10–15’ini oluşturur. HPV 18 enfeksiyonları, smear testlerinde daha az belirgin hücresel değişikliklere yol açabildiğinden tanısal açıdan dikkatli değerlendirme gerektirir.
HPV 31 ve HPV 45
HPV 31, HPV 16 ile filogenetik olarak yakın olup yüksek dereceli servikal lezyonlar ile ilişkilidir. Klinik seyri HPV 16’ya göre daha yavaş olmakla birlikte malign transformasyon riski göz ardı edilmemelidir.
HPV 45, özellikle adenokarsinom ve glandüler lezyonlarla ilişkilidir. HPV 18’e benzer biyolojik davranış gösterdiği için yüksek risk grubunda değerlendirilir ve pozitif saptandığında yakın takip önerilir.
HPV 52 ve HPV 56
HPV 52, bazı coğrafi bölgelerde oldukça yaygın görülen yüksek riskli HPV tiplerinden biridir. CIN 2 ve CIN 3 lezyonları ile ilişkilidir. Tek başına veya diğer yüksek riskli HPV tipleri ile birlikte görülebilir.
HPV 56, daha nadir görülmekle birlikte persistan enfeksiyonlarda klinik önem taşır. Uzun süreli varlığında servikal epitelde displastik değişikliklere yol açabilir.
HPV 59, HPV 66 ve HPV 68
HPV 59, onkojenik potansiyeli olan ancak daha az sıklıkla raporlanan bir HPV tipidir. Genellikle diğer yüksek riskli tiplerle koenfeksiyon şeklinde görülür.
HPV 66, bazı sınıflamalarda “olası yüksek riskli” olarak tanımlansa da klinik uygulamada yüksek riskli HPV grubu içerisinde değerlendirilir. Özellikle persistan enfeksiyonlarda önemlidir.
HPV 68, servikal yüksek dereceli lezyonlarla ilişkili olup, uzun süreli enfeksiyon varlığında malign dönüşüm riski taşır.
Tanı ve Tarama Yaklaşımı
Yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının tanısında HPV DNA testi temel tarama yöntemidir. Smear testi ile kombine kullanıldığında duyarlılık önemli ölçüde artar. HPV 16 ve 18 pozitifliği saptanan hastalarda, sitoloji normal olsa dahi ileri değerlendirme önerilir.
Gerekli durumlarda kolposkopi, serviksin büyütülerek ayrıntılı incelenmesini sağlar. Şüpheli alanlardan alınan biyopsiler ile histopatolojik tanı konur ve CIN derecesi belirlenir.
Takip ve Yönetim
HPV pozitifliği tek başına tedavi gerektirmez. Klinik yaklaşım; HPV tipi, sitoloji sonucu, hastanın yaşı ve ek risk faktörlerine göre belirlenir. CIN 1 olgularında genellikle takip yeterliyken, CIN 2–3 lezyonlarında cerrahi tedavi seçenekleri (LEEP, konizasyon) gündeme gelir.
HPV Aşısı ve Korunma
HPV aşıları, yüksek riskli HPV tiplerine karşı etkili bir korunma sağlar. Güncel aşılar HPV 16, 18, 31, 45, 52 gibi birçok yüksek riskli tipe karşı koruyucudur. Aşılama, tarama programlarının yerini almaz ancak kanser riskini anlamlı ölçüde azaltır.
Sonuç
HPV 16, 18, 31, 45, 52, 56, 59, 66 ve 68 tipleri, servikal kanser gelişimi açısından yüksek risk taşır. Bu tiplerin erken dönemde saptanması, uygun takip ve tedavi stratejilerinin uygulanması ile serviks kanseri büyük ölçüde önlenebilir. Düzenli tarama, hasta bilgilendirmesi ve kanıta dayalı klinik yaklaşım, kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır.